İnsanoğlu, hala tüm bilgisayarların en alışılmadık olanıdır.John F. Kennedy
Nesnelerin internete bağlanmaya başladığı ve birbiriyle
iletişime geçtiği bir zamandayız. Akıllı evler, akıllı
şehirler ve akıllı araçlar hayatımıza girmeye başlamıştır.
Yakın gelecekte şu anda var olmayan bir çok yeni meslek
ortaya çıkacaktır ve mevcut bir çok meslek grubuna ihtiyaç
kalmayacaktır. Bu sebeple çocuklarımızın 21. Yüzyıl
becerileri ile donatılması oldukça önemlidir.
Robotik/Kodlama bilimi ve eğitimi bu becerilerin
gelişmesinde ve geleceğin inşasında oldukça etkilidir.
Robotik eğitimi alarak robot yapmayı öğrenen çocukların
kendine güvenleri, öz saygıları, üretkenlikleri ve bilimsel
süreç, problem çözme, iletişim ve işbirliği becerileri yani
21. yüzyıl becerileri gelişmektedir. Çevresindeki problemler
için kendi çözümlerini üretebilen, algoritma ve kodlama
bilen, kendi ürünlerini ortaya çıkarabilen bireyler olarak
yetişmektedir.
PEKİ, ÇOCUĞA NE KATAR?
Bilişim Okur Yazarlığı: Bilgisayarları Oyun, İnternet ve
Sosyal Medya dışında görmesini sağlar. İşbirliği: Dünya
üzerinde farklı ülkelerden farklı kişilerle işbirliği
yapmayı öğrenir. Üretkenlik: Deneme ve üretme kabiliyetini
artırır. Takım Çalışması: Arkadaşlarıyla uyum içinde olmanın
önemini öğretir. Paylaşma: Bilginin paylaştıkça çoğaldığını
fark ettirir. Disiplinler Arası Etkileşim: Birden çok dersi,
tek potada eritmeyi öğretir. Programlama: Teknolojiyi
kullanarak tüketen değil, teknoloji üreten nesiller
yetiştirir.
Müzik, konuşma ve dans, insanın kendini ifade etme
araçlarıdır. İster çocuk – genç, ister yaşlı, ister engelli
olsun her insanın içinde kendini sanatsal olarak ifade etme
becerisi vardır. Carl Orff ve Gunild Keetman’ın bu
prensipten yola çıkarak geliştirdikleri “Orff Schulwerk”
eğitim sisteminin temelleri 1930’larda Münih’te kurulan
Günther okulunda atılmaya başlanmış, bu okulda çocuklarla
yapılan müzik ve hareket eğitimi çalışmalarının ürünü olarak
“Çocuklar İçin Müzik” adlı 5 ciltlik kitap serisi
yayınlanmıştır. Bu kitapların yayınlanmasından sonra “Orff
Schulwerk” 20. yüzyılın yükselen müzik pedagojisi
sistemlerinden biri haline gelmiştir.
Orff ve Keetman’ın fikirlerinin ve çalışmalarının temelini
oluşturan istek; tüm insanların müzik, konuşma, dans ve bu
üçünün birleşiminden ortaya çıkan ritim duygusunu hissetmesi
ve bu yolla kişilerin içlerindeki yaratıcı gücün
tetiklenmesidir. Bu yaratım sonucu ortaya çıkacak ürünler
bireylerin kişilik gelişimine katkı sağlanacağı gibi, sosyal
ve iletişim becerilerini de geliştirecektir.
“Orff-Schulwerk” insanın içinde zaten var olan yaratıcı
güçleri açığa çıkarmasına ortam hazırlayan, temelinde ritim,
hareket ve konuşma olan, insanların içlerinden geldiği gibi
müzik yapıp, dans etmesine, doğaçlama yapmasına olanak
tanıyan, insana bütün sanatsal alanları kombine ederek
öğrenme, keşfetme, deneme ve yaratma ortamı sunan bir eğitim
anlayışıdır.
Laurienti, 23 yaşındaki insanların beyinlerini inceleyen bir araştırma yaptı. Zekâ oyunlarının da içinde bulunduğu beyin eğitim programına giren kişilerin daha iyi odaklanabileceğini buldular. Bu sonuçlar, sadece genç beyinlerde değil her yaştan beyin için geçerli.
Zekâ oyunları oynamak, bulmaca ve sudoku çözmek, satranç oynamak, rübik küp çözmek, kelime oyunları oynamak gibi aktiviteler beyne egzersiz yaptırdığı için odaklanmayı ve hatırlamayı arttırıyor. Ayrıca zekâ oyunları her yaş grubundan kişiye çabuk karar verme, çözüm odaklı düşünme, bir sonraki aşama hakkında fikir yürütme ve öngörme, olasıkları hesaplama, mantığı etkili ve yetkili şekilde kullanma becerisi kazandırır. Beyni yaşlanmaya, Demans ve Alzheimer gibi beyni tüketen hastalıklara karşı korur.
Bunun yanı sıra, zekâ oyunları oynayan ve başarılı olan kişilerin kendilerine olan güvenleri artar. Zekâ oyunları yüksek konsantrasyon gerektirdiğinden, kişilerin dikkat ve konsantrasyon seviyelerini arttırır. Zekâ oyunları kişileri düşünmeye ittiğinden; onlara araştırmacı, sorgulayıcı bir bakış açısı benimsetir.
Yaşlanmayı durdurmak imkansız fakat, yavaşlatmak mümkün. Siz de zekâ oyunları oynayarak, çocuklarınızın ve kendinizin beyin kalitesini arttırabilir, yeni yetenekler öğrenebilirsiniz.
Maker kelime olarak yapan, üreten kişi olarak geçiyor. Şu an
genel olarak teknoloji ve üretim teknolojilerini kullanarak
üretim kültürü çevresindekilere Maker diyoruz. Özellikle
çocuklara bu üretim kültürünü aşılamak, onlara kodlama,
tasarım, mekanik, elektronik gibi günümüzün temel
gereksinimlerini öğreten dijital üretim tekniklerini
aşılayan bir hareket.
Dışardan almak yerine kendinizin üretmesini teşvik ediyor.
Size kendinize yeten bir birey haline çeviriyor. Maker
eğitimleri size özellikle teknoloji alanı olmak üzere,
birçok farklı konuda bu yeteneği eğlenceli bir şekilde
öğretiyor. Yeni bir şeyi nasıl anlayacağınızı, nasıl
üreteceğinizi katıyor, öğrenme disiplinlerini değiştiriyor,
tembellik yerine eğlenerek üretme kültürünü ortaya koyuyor.
Sizi geleceğin belirsizliğinden korur.
Yaratıcılığı artırır.
Üretimi destekler.
Size hayatınızı değiştirecek alet ve edevatı sağlar.
Tembellikten kurtarır.
Çocuklar çok erken yaşlardan itibaren deney yapmaya başlarlar. Ellerine aldıkları nesneleri sallayarak ya da yere atarak nesnenin çıkardığı sese, yuvarlanıp yuvarlanmadığına ya da yere düşünce zıplayıp zıplamadığına bakarak o nesne ve benzerleri hakkında bilgi edinirler. Bizim onlara topun yere atılınca zıplayacağını veya yuvarlanıp gideceğini söylememiz herhangi bir anlam ifade etmez. Çünkü çocuklar en küçük yaşlardan itibaren kendileri deneyerek ve yaparak öğrenirler.
Bu minik araştırmacıların merak duygularını ve öğrenme isteklerini ilerleyen yıllarda da sürdürmelerini sağlamak için onlarla birlikte basit deneyler yaparak bilim, fen ve doğa etkinliklerine ilgilerini çekmek gerekir. Böylece deney yapmak çocukların hem küçük yaşlardaki hem de ilerleyen yıllardaki gelişimi desteklenir. Nasıl mı?
1. Sorgulayan bireyler olarak yetişirler
Çocuklar yapılan deneyleri gözlemledikçe ve kendileri deney yaptıkça araştırma yapma, soru sorma ve merak etme istekleri oluşur. Başkalarının dikte ettiği bilgileri sorgulayan ve düşünen bireyler haline gelirler. Bu da hem okul hayatında hem de günlük hayatlarında başarılı bireyler olmalarını sağlar.
2. Bilimi severler
Basit, zararsız ama eğlenceli deneyler sayesinde çocuklar bilimsel aktivitelerde bulunmaktan keyif almaya başlarlar. Hatta küçük çocuklar için bilim sihir gibidir. Normalde suya batmasını bekledikleri toplu iğnenin suya batmadığını görmek onları şaşırtır ve sebebini öğrenmek için teşvik eder. Böylece çocuklar küçük yaşlardan itibaren bilime ilgi duymaya başlarlar.
3. Bilime katkıda bulunabileceklerini fark ederler
Özellikle günlük hayatta kullandığımız araç gereç ve malzemelerle yapılan deneyler sayesinde çocuklar bilimin hayatımızın bir parçası olduğunu keşfederler. Yaşadıkları çevrede olup biten fen ve doğa olaylarına dikkat etmeye başlarlar. Olaylar arasındaki neden sonuç ilişkilerini görmeye başlarlar. Böylece, günlük hayatta karşılarına çıkan problemlere çözümler üretebildikleri için bilime katkıda bulunabileceklerini fark ederler. Çevrelerinde gözlemledikleri ihtiyaçları gidermek için buluşlar yapmaya özenirler.
4. Akademik hayatta başarılı olurlar
Deney yaparak öğrenen çocuklar başarısız olduklarında pes etmeyip farklı yaklaşımlar ve çözümler üreterek yeniden denerler. Ezberci eğitim yerine yaparak ve kavrayarak öğrenmeye alışırlar. Öğrendiklerini deneylerle ispat edebilirler. Böylece, fikirlerini bilimsel kanıtlarla savunmayı öğrenirler. Bu da akademik hayatta daha başarılı olmalarını sağlar.
5. Sosyal becerilerini geliştirirler
Bilim, fen ve doğa etkinliklerine katılan çocuklar kendi yaş grubundan ve kendi gelişim seviyesine uygun diğer çocuklarla bir araya gelerek sosyal becerilerini geliştirmesine imkan tanıyan aktivitelerde bulunur. Ortak ilgi alanları olan yaşıtlarıyla arkadaş olup onlarla bilgi alışverişinde bulunur ve birlikte deney yapma fırsatı edinirler.
50 yılı aşkın bir süre önce plastik pipet üreten Danimarkalı bir şirket tarafından bulunmuş olan Hama
Boncukları, renkli, silindir şeklinde ve plastik boncuklardır. Maxi, midi ve mini olmak üzere üç ayrı
boyda bulunan hama boncuklarının maxi boyları daha çok çocuklara hitap ediyor. Onların da
yaratıcılığını arttırmak gibi işlevsel bir yönü olan bu boncuklarla yetişkinler ise birbirinden güzel
modellerde çeşit çeşit takı, hediyelik eşya, anahtarlık vs. gibi aksesuarlar üretebilirler. Hama
boncukları sadece Türkkiye’de değil, dünyanın birçok yerinde trend bir hobi olmuş durumda. El
becerilerinize ve yaratıcılığınıza çok fazla güveniyorsanız zamanla daha büyük modeller ve parçalar
üzerinde çalışarak yaptıklarınızı satarak bir ek gelir bile elde edebilirsiniz.
Çocukların el ve yaratıcılık gelişimi açısından oldukça önemli olan bu sanat, çocukların kendilerine
güvenmesini de sağlıyor. Ebeveyn ya da öğretmen yardımı ile de yeni şekiller oluşturulabilir,
çocuklara destek olunabilir.